Tosuncuk Ceviz

Organik Sertifikalı Yerli Irk Ceviz - 1 kg. (+/-)

Tosuncuk Ceviz
Birim Fiyat

48.00 TL

Stokta

Birim: Kilo

Halil Efendi Çiftliği

Ürün Açıklaması

Sağlığın peşine düşenlerin uzman tavsiyesinden değil, doğallığından dolayı peşinden ayrılamayacağı lezzet...

Sadece burada!

Toprağıyla uyumlu yerli ırk organik cevizimiz, doğal lezzeti ve faydalarıyla hayatta edindiğiniz en iyi alışkanlığınız olacak.

Not: En az 3 kilo alabilirsiniz.

CEVİZ Bizden haberdar olduğunuza göre, siz de yaşam tarzını ve beslenme alışkanlığını değiştirmeye karar verenlerdensiniz. Ya da sağlığın değerini uzun zamandır bilip, sağlık için doğal olanın peşine düşenlerdensiniz. Ve tahminlerimize göre, cevizin sadece bir yemek ya da tatlı malzemesi değil, her gün faydalanmamız gereken besinlerden biri olduğunun da bilincindesiniz. Ancak cevizin hayatımızın bir parçası olabilmesi için, önce doğallığı ve lezzetiyle bizi kendine bağlaması gerekir. Doğal ve lezzetli olanı elde edebilmek de  emek gerektirir. Çünkü ceviz ağaçları, sadece uygun ortamda dikilip, uygun şekilde yetiştirildiğinde en güzel meyvelerini verir. Biz de bu nedenlerle çiftliğimizde, Toroslar’ın toprağı ve güneşiyle uyumlu “Şebin” cinsi ceviz ağaçları yetiştiriyoruz. Böylece dikildikleri ortamla uyumlu olan cevizler, yetiştirme sırasında miktar, toplanma sonrasında ise kalite artırılması için  herhangi bir müdahaleye maruz kalmıyorlar. Bu arada, bunları anlatmaktaki amacımız size ziraat dersi vermek değil, sizin de aradığınız doğallığa nasıl ulaştığımızı anlatabilmektir. Eğer bilgilendirme konusunda sizden geçer not alabildiysek, lezzet konusundaki değerlendirmelerinizi de sabırsızlıkla bekliyoruz…

Önemli Bilgi : Değerli müşterilerimiz,  biz çiftliğimizdeki bütün ürünlerimizi organik olarak üretmekteyiz. Ancak, organik tarımda ceviz üretimi çok zahmetli ve zordur. Ürün kaybı yüksektir. Bu nedenlede piyasalarda organik cevize çok seyrek rastlarsınız. Doğal olmayan hiçbir koruyucu madde kullanılmaması gerektiği için ağaçların güneş ışığını dik alan yüksek dallarındaki meyvelerinde, güneş yanığı adını verdiğimiz kararmalar oluşmaktadır. Kabuklu cevizde dıştan bozulmayı anlamak malesef güçtür. Bu, bir miktar kararmış ürünü yemekte hiç bir sakınca yoktur. Çok seyrek olarak da büzüşmüş, siyahlaşmış ve tozlanmış ürünlere rastlayabilirsiniz. Bunlar haşereden korunamamış ürünlerdir, bunları yemeyiniz, sağlığınıza zararlı olmasalarda tadları çok bozulmuş olacaktırlar. Sözünü ettiğimiz yanıklar piyasalarda bulabileceğiniz en sağlıklı ve lezzetli cevizi ürettiğimiz gerçeğini değiştirmemektedir. Çevrede diğer satılan pırıl pırıl, fakat sağlıksız kimyasal koruyucular yüklü, ceviz tadı kalmamış ürünleri yememekle çok doğru bir seçim yapmış bulunmaktasınız. Sizi bu konuda bilgilendirmek istedik... Tekrar samimiyetle söyleyelim; aldığınız cevizlerimizin az bir kısmı bir miktar kararmış çıkabilecektir. Afiyet olsun efendim.

CEVİZİMİZİN MİTOLOJİSİ Akseki’nin en saygı duyulan köylüsüydü Tosun Ağa... Göz alabildiğine büyüktü tarlaları bahçeleri. .. Aynı zamanda da babayiğit, kalender, yardımsever bir adamdı. Karısı genç yaşta, oğlunu doğururken göçüp gitmişti bu dünyadan. Zengindi önceden, fakat o zamandan beri bütün dünyevi şeyleri bir yere bırakmış, ihtiyaç sahibi olan kişilere yardım etmeye adamıştı kendisini. Bu dünyada iki tane değerli varlığı vardı. Karısından yadigar biricik oğlu ve asırlanmış fakat hala ilk zamanlardaki gibi hiç meyvesini esirgemeyen ceviz ağaçları... Zamanında başka şeyler daha ekmek istemişti tarlaya. Fakat o kadar bencil ve kıskançtı ki ceviz, istemezdi başka bir bitki suyundan güneşinden faydalansın. O yüzden hemen kuruturdu fideleri.Bu bencilliğine rağmen, bütün köyü cömertçe doyurur, bereketli meyveler verirdi. Yine de sevgisini esirgemezdi onlardan Tosun Ağa. Bu da bunun huyu der, geçerdi. Fakat Tosun Ağa’nın oğlu Ahmet, babasının bu huyunu hiç sevmezdi. Her an cevizleri ile ilgileniyordu çünkü Ağa. Oğlu küçükken onu cevizliğe gezmeye götürürdü. Ahmet’in çocukluğunun büyük bir kısmı hiç  istemese de, her defasında lanetler okusa da cevizlikte geçti . Hasat zamanında hep şikayet ederdi ellerinin karalığından. Hatta havalar güzelken cevizlerin altında yerlerdi yemeklerini. Ve yine böyle bir akşam ulu bir cevizin altında otururken Ahmet dayanamadı ve sadece, “Keşke ” dedi. Başta ne olduğunu anlamayan Tosun Ağa olduğu yerde doğruldu, ve sevgi dolu gözlerle Ahmet’ine bakarak “ Bak oğul, bu ağaçlar dedemin dedesi bile daha doğmadan burdaymış. Neler görmüş, neler geçirmişler. Sen benim oğlumsun, canımın canısın. Ama onları sevmezsem, onlara iyi bakmazsam, bu sefer seni doyuramam. Bu cevizler hem bizim atamız, hem de ekmeğimiz. Ekmeğini sevmezsen, ondan da sana hiç bir hayır gelmez.” dedi ve ekledi “bundan sonra sen de onları sevmeye başlayacaksın. İşini severek yapacaksın. Elindekini paylaşacaksın. Anca böyle bereketlenir buralar” O zamanlar on dört yaşındaydı Ahmet. Ama yine de anlamıştı babasının ne demek istediğini. Ondan sonra daha canla başla çalıştı cevizlikte. Daha çok zaman geçirdi. Büyüdü, sevdalandı, cevizlere anlattı derdini. Bereketlendikçe bereketlendi cevizler. Her geçen yıl daha çok meyve verdiler. Ahmet sevginin ne mucizeler yaratabileceğini cevizlere bakarken daha iyi anladı. Kendi oğluna da aynı sevgiyi aşıladı. Baba, oğul, torun üçü birlikte bereketine bereket kattılar cevizlerin... Tosun’cuk sadece bir ceviz değil, yıllar boyu gösterilen emeğin, özenin ve sevginin meyvesidir. Biz de bu sevgiyi sizinle paylaşıyor, en bereketli haliyle sofralarınıza sunmaktan mutluluk ve gurur duyuyoruz.